Kalp Kateterizasyonu ve Anjiyografi

Tanı ve Tedavi Yöntemleri

Kalp Kateterizasyonu ve Anjiyografi

Kalp Kateterizasyonu ve Anjiyografi

Halk arasında yanlış bilindiğinin aksine anjiyografi bir tedavi değil tanı yöntemidir. Kalp damarlarının kontrast bir madde verilerek görüntülenmesi ve “X” ışınları kullanılarak kaydının alınmasıdır. Bu işlemde asıl amaç kalp damar tıkanıklığı şüphesinin giderilmesi veya damar tıkanıklığı saptanırsa buna yönelik tedavi stratejilerine (balon/stent/bypass) karar verilmesidir. Girişimsel kardiyolojinin hayat kurtaran başlıca tanı yöntemlerinden biridir.

Bu işlem için 4-12 saat açlık gerekmekte olup hastanın kullandığı ilaçlar su ile alınabilir. Hasta kateter (anjiyo) laboratuvarına alınmadan önce, daha iyi bir sterilizasyon sağlanabilmesi için kasık bölgesi tıraşının yapılmış olması gerekir. Gereğinde sakinleştirici bir ilaç uygulanır. İşlemin yapılacağı kasık ya da kol bölgesi uyuşturulur ve bu bölgedeki atardamara bir kılıf yerleştirilir.  Plastik benzeri maddeden yapılmış ince bir borular (kateter) ile kalp boşluklarına ulaşılıp basınç kaydı yapılır; kontrast madde verilerek kalp damarları çeşitli açılarda görüntülenir ve kayıtları alınır.

Bu prosedür genellikle 20-30 dakika sürebilir ve görüntülenecek kalp dışı damarların durumuna göre süre değişkenlik gösterebilir. İşlem tamamlandıktan sonra kasık veya bilekteki kılıf çıkarılır. Bilekten yapılan anjiyografilerde kol bandajı yapılırken kasıktan yapılan anjiyo işleminde kasıktan geçen atardamara 10-15 dk süre ile baskı yapılması gerekir ve kanamanın durduğu görüldükten sonra oldukça sıkı bir bandaj ile kapatılır. Ancak bazı özel durumlarda kanülün daha uzun süre yerinde kalması gerekebilir. Özel bazı durumlar haricinde işlemden 24 saat sonra hastanın günlük yaşamına dönmesine izin verilmektedir.

Bir anjiyografi işleminin komplikasyonsuz sonuçlanma ihtimali %99’dan fazladır. Anjiyografi sırasında, nadiren, işlemler ilgili komplikasyonlarla karşılaşılabilmektedir. İşlem yapılan damar bölgesinde ağrı, hafif şişlik ve morarma (hematom, ekimoz, psödo-anevrizma) olabilmektedir. Ancak, işlem bölgesinde onarım gerektirecek komplikasyonların ihtimali çok nadirdir. Nadiren inme (felç) ve kalp damar hasarı gelişme ihtimali vardır (1000’de 2 civarında). Hayati riskin 1000’de 2’den düşük olduğu bilinmektedir. Kreatinin ve üre değerlerinin yüksek olduğu hastalarda kullanılan iyotlu kontrast maddeye bağlı olarak, böbrek fonksiyonları bozulabilir. Ancak çoğunlukla bu bozulma geçicidir.

Etiketler :

Bunu Paylaş :

doc-dr-muhammed-keskin-kimdir

Doç.Dr. Muhammed Keskin

Bize Ulaşın

MEDICAL PARK GÖZTEPE